Trump-Şi zirvesi: Rekabetten pragmatik dengeye geçiş

📅 13.05.2026 13:11
Trump-Şi zirvesi: Rekabetten pragmatik dengeye geçiş
Pekin’de yapılacak Trump-Şi zirvesi, ABD-Çin rekabetinin sona ermediğini ancak yeni ve daha kontrollü bir evreye girdiğini gösteriyor. Uzmanlara göre görüşme, kapsamlı çözümlerden çok geçici denge ve sınırlı iş birliği arayışına sahne olacak.

Pekin’de 14-15 Mayıs 2026’da planlanan Donald Trump ile Şi Cinping arasındaki zirve, küresel siyaset açısından kritik bir dönemeç olarak değerlendiriliyor. Analize göre görüşme, yalnızca ticaret gerilimlerini değil, ABD’nin küresel liderlik kapasitesini de doğrudan ilgilendiriyor.

YENİ DÖNEM: İDEOLOJİK REKABETTEN EKONOMİK PAZARLIĞA

Trump’ın ikinci başkanlık döneminde Çin’e yaklaşımının, önceki ABD yönetimlerinden farklılaştığı belirtiliyor. Buna göre Washington, Çin’i ideolojik bir rakipten çok ekonomik ve jeostratejik bir aktör olarak konumlandırıyor.

Analizde, Trump’ın küresel sistemi yeniden şekillendirmekten ziyade ikili pazarlıklar üzerinden avantaj sağlamayı hedeflediği ifade ediliyor.

BUSAN TEMASI VE GEÇİCİ TİCARİ ATEŞKES

Zirvenin arka planında, geçen yıl Güney Kore’nin Busan kentinde yapılan görüşmede sağlanan “ticari ateşkes”in yer aldığı vurgulanıyor. Bu süreçte gümrük tarifelerinin artırılmaması ve sınırlı teknoloji işbirliği gibi geçici uzlaşılar sağlanmıştı.

Yeni zirvede, bu ateşkesin uzatılması ve gerilimin kontrol altında tutulması hedefleniyor.

TAYVAN GERİLİMİ ZİRVENİN EN KRİTİK BAŞLIĞI

Analize göre en hassas konu, Tayvan meselesi olacak. Çin açısından Tayvan, yalnızca jeopolitik değil aynı zamanda rejim meşruiyetiyle doğrudan bağlantılı bir unsur olarak görülüyor.

Tayvan konusunda Washington’un silah satışları ve askeri desteği azaltabileceğine yönelik işaretlerin, bölgedeki güvenlik dengelerini etkilediği belirtiliyor.

KÜRESEL GÜVEN KRİZİ VE MÜTTEFİK ENDİŞELERİ

ABD’nin Çin’le doğrudan büyük güç pazarlığına yönelmesi, özellikle Avrupa’da güven kaygılarını artırıyor. Analizde, Avrupa Birliği ülkelerinin Washington’un güvenilirliğini sorguladığı ifade ediliyor.

Benzer şekilde Asya’daki müttefiklerin de ABD’nin bölgesel güvenlik taahhütlerine dair endişeler taşıdığı belirtiliyor.

İRAN GERİLİMİ VE KÜRESEL DENGELER

Metinde, ABD’nin İran merkezli çatışmalar nedeniyle artan askeri maliyetler ve küresel enerji baskısıyla karşı karşıya olduğu vurgulanıyor. Bu durumun Washington’un diplomatik manevra alanını daralttığı ifade ediliyor.

Analize göre Çin, bu süreçte doğrudan müdahil olmaktan kaçınarak uzun vadeli stratejik avantaj elde edebilir.

ABD’NİN KÜRESEL LİDERLİK SINAVI

Son yıllarda ABD’nin uluslararası sistemdeki etkisinin aşındığı, müttefik ilişkilerinde gerilimler yaşandığı ve Küresel Güney’de algısının zayıfladığı belirtiliyor.

Bu durumun, Çin’in kendisini alternatif bir küresel lider olarak konumlandırmasına zemin hazırladığı ifade ediliyor.

REKABET BİTMİYOR, YENİ AŞAMAYA GEÇİYOR

Analizin sonucuna göre Pekin zirvesi, ABD-Çin rekabetini sona erdirmeyecek ancak yeni bir faza taşıyacak. Tarafların amacı, kalıcı çözümlerden ziyade kontrollü ve geçici bir işbirliği zemini oluşturmak olacak.

Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)