Mirası hayata geçirilemedi
1 Şubat 1999...
Gazeteden bir telefon; "Barış Manço vefat etmiş. Hastaneye koş."
Ateşle sarılı kalplerden çıkıp dillere ulaşıyor; "Unutma ki dünya fani, veren Allah alır canı
Ben nasıl unuturum seni can bedenden çıkmayınca.
Unutma ki dünya fani, veren Allah alır canı
Ben nasıl unuturum seni, can bedenden çıkmayınca."
3 Şubat 1999...
Barış Manço toprağa verilecek.
Binlerce kişi adresi 81300 Moda İstanbul olan evinde geceden toplanmış.
Hep bir ağızdan Barış Manço şarkıları seslendiriliyor.
Sabah oldu. İstikamet, Taksim AKM.
Binlerce kişi cenaze otomobilinin arkasında.
Her yaş grubundan binlerce kişi, AKM'nin önündeki on binlerce kişiyle bir oldu.
Bir olmanın harcı, Barış Manço sevgisi.
İzdihamdan ezilenlerin sesi çıkmıyor.
Barış Manço'nun acısıyla yüreklerinin ezilmesinin yanında izdihamdan ayakların ezilmesi ne ki?
Barış Manço, her yıl ölüm yıldönümünde hayranları tarafından mezarı başında anılıyor.
Değil Levent Camii'ne girmek, Levent'e girmek bile mümkün değil.
Sonra;
Kanlıca Mezarlığı, yokuş aşağı.
İzdihamdan yokuş aşağı çamurda yuvarlananlar yerden kalkıp bir daha koşuyor.
Ailesi, mezar başına zar zor geliyor.
Titreyen dudaklardan dualar, yanaklardan yaşlar dökülüyor; "Kış yağmurlarıyla bir gün göçtün gittin, inanamadık Barış Manço.
Bizim iller sessiz
Bizim iller sensiz